Ebeveynler olarak hepimiz çocuklarımızın özgüvenli bir şekilde yetişmesini, kendi ayakları üzerinde durabilmesini, gelecekte başarılı olmasını isteriz. Kendine güven, bir kişinin kendisine değer verdiğini, eylemlerinden sorumlu olduğunu ve yaşamın sorunlarıyla başa çıkmaya hazır olduğunu gösteren önemli bir niteliktir.
Bazı ebeveynler özgüveni başkaları üzerinde üstünlük kurma becerisi olarak algılarlar. Çocuklarına bir tür “yaşamın efendisi” olmayı öğretirler. Bu tür çocuklar genellikle ben merkezli büyürler, başka birinin duygularını anlayamazlar, kendi becerilerinin üzerinde şeyleri bile becerebileceklerini düşünürler, istediklerini alamazlarsa agresif davranırlar.
İnsan yavrusu doğduğunda tamamen bir yetişkine bağımlıdır. Acıktığında veya hasta olduğunda ağlar, endişeli hissettiğinde sarılmak ister. Ebeveynler bebeğin ihtiyacını hızlıca anlar ve zamanında giderirse çocuk güvende olduğunu, sevildiğini, ilgilenildiğini öğrenir. Acıktığında doyduğunu, altı kirlendiğinde temizlendiğini anlayan bebek kendini güvende hisseder. Zaten bu aşamada sağlıklı bir kişiliğin temeli atılır. Kendine güven, güvende olma duygusundan doğar. Bebek zor bir anda ebeveynlerin kurtarmaya geleceğini bilirse kendi gücüne inanmayı öğrenmesi zor olmayacaktır.
Anne-babalar, çocuğun özgüveninin oluşmasında büyük rol oynar. Çocuğunuzun evde, anaokulunda veya okulda akranlarının yanında nasıl davrandığını gözlemleyerek özgüveninin gelişip gelişmediğini anlamanız hiç de zor değildir. Bir çocuk sessizce konuşması, durum gerektirmese bile sık sık tırnaklarını ısırması, belirgin bir sebep olmadan kıyafetlerini düzeltmesi, dudaklarını yalaması, küçük kararsızlık, güvensizlik ve kompleks belirtileridir.
Çocukların özgüveninin yeterince gelişmediğine dair bazı işaretler şunlar olabilir:
- Düşük ses tonuyla konuşma
- Ellerini ağzına götürme
- Bir kişiyle konuşurken gözlerini kaçırma
- Diğer insanların yanında rahatsız hissetme
- Tanımadığı insanlara karşı genellikle kızgın olma
- Zorluklardan korkma ve çoğu zaman daha kolay şeyleri seçme
- Yeni şeyler yapmadan önce panik duygusu yaşama ya da endişelenme
- Yeni insanlarla tanışmaktan ve iletişim kurmaktan utanma
- Kendine ait bir fikir ortaya koymak yerine uyum sağlama
- Yeni girdiği ortamlarda uzun süre sessiz kalma
- Farklı şeyler denemekten kaçınma
Kendine güveni yeterince gelişmemiş çocuklar, başarısız olmaktan veya başkalarını hayal kırıklığına uğratmaktan korktukları için yeni bir şey öğrenmek, zor görevler üstlenmek konusunda da isteksiz olacaklardır. Bu korku bir çocuğun tüm hayatı boyunca başarılı ve mutlu bir insan olmasını engelleyebilir.
Çocuklukta güvensizliğin en yaygın nedenleri ebeveynlerin bilgi eksiklikleri ya da yanlış tutumlarıdır.
- Çocukların herhangi bir sebeple yeterince sevilmemesi. Sonuç olarak, çocuk kendini yalnız ve mutsuz hisseder. Bende bir sorun var, beni sevmiyorlar çünkü yeterince iyi değilim diye düşünür.
- Çocukların öz bakım becerilerini geliştirmek yerine uzun süre her şeyi onların yerine yapmak. Örneğin yemeğini yedirmek, kıyafetlerini giydirmek, tuvalet temizliğini yapmak vs.
- Çocuklara doğru davranışı kazandırmak için tehdit etme, korkutma, bağırma, vurma gibi davranışlar. Örneğin “Kötü davranırsan, seni polise veririm, bir daha senin annen olmam,” gibi cümleler kurmak.
- Çocuklar çeşitli korkular yaşadığında korkunun anlaşılmaya çalışılmaması ve destek verilememesi. Örneğin ebeveynlerin karanlık korkusuyla baş etmeye yardımcı olmak yerine “Korkacak ne var? Saçmalama! 9. katta oturuyoruz, buraya nasıl hırsız gelsin,” vs. gibi söylemlerde bulunmaları.
- Çocuğa doğru davranışı öğretmek ve model olmak yerine eleştirmek. “Ayşe’ye bak o ne kadar uslu, Ahmet annesinin sözünü nasıl senden daha çok dinliyor,” vs.
Kendine güvenen bir çocuk yetiştirebilmek için çocuğunuzun çabasını ödüllendirin. Bu çaba başarı getirmese bile bunu yapmanız çok önemlidir. Kimsenin ilk seferde başarılı olamayacağına onu ikna edin. Başarı, deneme sayısıdır. Bu yaklaşımın benlik saygısı üzerinde olumlu bir etkisi olacaktır. Elbette çocuklarınızı başarısızlıklardan ve hayal kırıklıklarından korumak istiyorsunuz ama bırakın çocuklarınız kendilerine doğru gelen şekilde şanslarını denesinler. Evet, tüm çocuklar harika sanatçılar olmayacak, ancak oğlunuz resim yapmak istiyorsa, onu bu çabasında destekleyin. Büyüdüğünde kendisine büyük hedefler koyacaktır ama şimdilik onun için ilginç olanı denemesine izin verin.
Çocuğunuzla, yetenekleri ve güçlü yönleri hakkında konuşun. Güçlü yönlerini anlamak, kendisine değer vermeyi ve en iyi niteliklerini geliştirmeyi çocuğa öğretecektir. Yeteneklerini onunla tartışın, ona özellikle iyi olduğunu gösterin. Çocuğunuz başarısız olduğunda bile gösterdiği çaba için onu tebrik edin. Hatalarından ne öğrendiğini onunla konuşun.
Çocuklara bağımsızlık hakkı vermek çok önemlidir. Onun yerine düşünmek, ne yapacağını söylemek birçok ebeveynin yanılgısı olabiliyor. Her ne kadar bunu onları korumak için yapıyor olsanız da aslında onları kendinize bağımlı kılmış olursunuz. Sizin olmadığınız ortamda desteksiz, korkmuş ve çaresiz hissederler. Yolundaki taşlar sizin tarafınızdan temizlenirse zorluklar ile mücadele için deneyim kazanamaz. Yardım teklif edin, ancak zorlamayın. Çocuk, sizin her zaman orada olduğunuzu ve acil durumlarda yardımcı olacağınızı bilmeli ve hissetmelidir. Yani, onun için her şeyi yapacağınız gerçeğine değil, desteğinize güveniyor olmalıdır. Bir çocuk size bağımlıysa, asla kendi kendine yardım becerileri geliştirmeyecektir.
Çocuğunuzun düşüncelerine ve duygularına saygı gösterin. Çocuğunuzun sizinle aynı fikirde olmamaya, öfkelenmeye ya da küskünlük yaşamaya hakkı vardır. Onun tüm duygularını kabul etmeniz ve dile getirmeniz önemlidir. Örneğin “O şekeri sana almadığım için bana kızgınsın biliyorum. Ancak çok şeker yemek sağlığına zararlı ve ben de seni çok sevdiğim için buna izin veremem,” diyebilirsiniz. Bazen çocuğunuzun negatif duygularını dile getirdiğimizde bu duyguların artacağından endişe ederiz. Çok korktun demek yerine korkacak ne var deriz. Oysa duygular sadece isimlendirilip anlaşıldığında ortadan kalkar.
Çocuğunuzun kendine ait fikirlerini ortaya koymasını ve bakış açısı geliştirmesini sağlamanız özgüven gelişimi açısından faydalı olacaktır. Onunla ilgili konularda fikrini sormaktan korkmayın, ona seçim özgürlüğü verin. Ne giyeceği ya da kiminle oynamak istediği, hangi filmi izleyeceği gibi. Sizin fikrinizi kabul etmediğinde eğer bu ona ruhsal ya da fiziksel bir zarar vermeyecekse “Sen bilirsin, öyle yapalım,” diyebilirsiniz. Bazen çocuğunuzun sizin fikrinizi değiştirebildiğini görmesi ona kendini güçlü hissettirecektir.
Yardım istemenin güçsüzlük olmadığını gösterin. Kendine güvenen kişi, her şeyi kendi başına yapmayı bilen değil, eksikliği kabul etmekten ve yardım istemekten korkmayan kişidir. Zaman zaman siz ondan yardım isteyerek onun da bunu yapabilmesini kolaylaştırabilirsiniz.
Çocuğunuza insanlara hayır diyebileceğini öğretin. Çocuklarınıza sınırlarına uymayı, sevmedikleri şeylere ve insanlara hayır demeyi, kendilerini korumaları gerekiyorsa öfkesini ifade etmesini öğretin.
Çocuğunuza bir ayrıcalık duygusu aşılamayın. Bütün çocuklar anne babalarına özeldir. Ama topluma girdiklerinde sıradan insanlar olurlar. Çocuk, diğer insanlardan daha iyi olmadığını, ancak daha kötü olmadığını anlamalıdır, böylece yeterli bir benlik saygısı oluşacaktır.
Her çocuk sevgiyi doğuştan hak eder. Ebeveynlerinin dikkatini çekmek için savaşmamalıdır. Çocuklarınızı koşulsuz sevin ancak onaylamadığınız davranışı değiştirmesi için konuşun. Örneğin “Böyle davrandığında çok kötü bir çocuk oluyorsun,” demek yerine “Kardeşine vurmanı ya da kızdığında kötü sözcükler kullanmanı istemiyorum,” diyebilirsiniz. Ebeveynin koşulsuz sevgisi ve şefkati kendine güvenen bir kişiliğin oluşumunun temelidir.
Pedagog Berkay Dinç Çakır