Her belirti bir bozukluk değildir. Ancak her davranış, çocuğun iç dünyası hakkında bize bir şey anlatır.
Anne baba olmak, bir çocuğun yalnızca bakımını üstlenmek değil; henüz söze dökemediği duygularını da anlamaya çalışmaktır. Çocuğumuz ateşlendiğinde ya da öksürdüğünde ne yapacağımızı çoğu zaman biliriz. Ruhsal bir sıkıntı ise aynı açıklıkta görünmez. Çünkü çocuklar çoğu zaman “Bir sorunum var” diyerek gelmez; sıkıntılarını davranışlarıyla, bedenleriyle, oyunlarıyla, uykularıyla ya da okul yaşantılarıyla anlatırlar.
Bu nedenle çocuğun davranışındaki değişikliği yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir problem olarak görmek yanıltıcı olabilir. Bazen belirti, çocuğun baş etmekte zorlandığı bir duyguyu düzenleme biçimidir; bazen de söze dönüşemeyen bir deneyimin çevresindeki yetişkinlere ulaştırılma yoludur. Başka bir deyişle çocuk, davranışıyla “Bende ne yanlış?” demekten çok, “Başa çıkamadığım bu duyguyu biri benimle birlikte taşıyabilir mi?” diye soruyor olabilir.
Elbette her zorlayıcı davranış psikolojik bir bozukluğa işaret etmez. Çocukluk gelişimi doğrusal değildir; ilerlemeler kadar geçici gerilemeler, korkular, öfke nöbetleri ve ayrılmakta zorlanılan dönemler de bu sürecin parçasıdır. Önemli olan tek bir davranıştan yola çıkarak çocuğa bir tanı koymak değil, davranışın hangi bağlamda ortaya çıktığını ve çocuğun yaşamında neye karşılık geldiğini anlamaya çalışmaktır.
Tek bir davranış değil, davranışın bağlamı önemlidir
Bir davranışın uzman değerlendirmesini gerektirip gerektirmediğini anlamaya çalışırken şu sorular yol gösterici olabilir:
- Gelişimsel dönem: Bu davranış çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi için beklenebilir mi? Örneğin ayrılık korkusu, bedenini merak etme ya da zaman zaman öfkesini kontrol edememe küçük yaşlarda tek başına bir bozukluk göstergesi değildir.
- Süre ve sıklık: Davranış kısa süreli bir dalgalanma mı, yoksa haftalardır devam eden ve giderek artan bir örüntü mü?
- Şiddet: Çocuğun kendisine ya da başkasına zarar vermesine, ilişkilerinin bozulmasına veya günlük yaşamının aksamasına yol açıyor mu?
- Yaygınlık: Yalnızca belirli bir ortamda mı görülüyor, yoksa evde, okulda ve farklı ilişkilerde de ortaya çıkıyor mu? Bir davranışın yalnızca okulda ya da yalnızca evde görülmesi de önemlidir; çünkü çocuğun hangi ilişkide ve hangi koşullarda zorlandığına dair bilgi verir.
- Başlangıç zamanı: Davranış bir kardeşin doğumu, okula başlama, taşınma, ayrılık, kayıp, hastalık, bakım veren değişikliği ya da aile içindeki gerginlik gibi bir yaşam olayıyla birlikte mi başladı?
- İşlev kaybı: Çocuğun oyun oynama, öğrenme, uyuma, yemek yeme, arkadaşlık kurma veya bakım verenlerinden ayrılabilme kapasitesinde belirgin bir gerileme var mı?
Çocukların ruhsal bir zorlama yaşadığının göstergesi olan davranışlar nelerdir?
Çocukların iç dünyasındaki zorlanma her çocukta aynı biçimde görünmez. Kimi çocuk daha hareketli ve taşkın hâle gelirken kimi çocuk sessizleşir. Kimi öfkesini dışarıya yöneltir, kimi ise bedensel yakınmalarla ya da geri çekilerek anlatır. Aşağıdaki değişimler tek başına tanı anlamına gelmez; ancak süreklilik kazandıklarında ve çocuğun günlük yaşantısını olumsuz etkilediklerinde dikkatle ele alınmalıdır.
Gerilemeler
Tuvalet kontrolünü kazanmış bir çocuğun yeniden altını ıslatması, kendi yatağında uyuyan bir çocuğun yalnız uyuyamaması, bırakılmış biberonun ya da emziğin yeniden istenmesi gibi gerilemeler bazen çocuğun güvenlik ve bakım ihtiyacının arttığını gösterir. Gerileme, çocuğun “bebekleşmesi” ya da ebeveyni yönetmeye çalışması olarak değil, baş etmekte zorlandığı bir durumda daha önce kendisini güvende hissettiği gelişim basamağına dönmesi olarak okunabilir.
Duyguları düzenlemekte zorlanma
Sıklaşan ve şiddetlenen öfke nöbetleri, vurma, ısırma, eşya fırlatma ya da uzun süre yatışamama; yalnızca “söz dinlememe” olarak görülmemelidir. Küçük çocuklarda dürtü kontrolü ve duyguları düzenleme kapasitesi henüz gelişmektedir. Çocuğun davranışı sınırlandırılmalı, ancak davranışın ardındaki duygu da yetişkin tarafından düşünülmeli ve adlandırılmalıdır.
İçe çekilme ve oyundaki değişiklikler
Daha önce keyif aldığı oyunlara ilgisini kaybetme, akranlardan uzaklaşma, belirgin sessizleşme, bakım verene aşırı yapışma ya da oyunda sürekli korku, kayıp, cezalandırılma ve yok olma temalarının görülmesi çocuğun ruhsal olarak zorlandığını düşündürebilir. Oyun, çocuk için yalnızca eğlence değil; yaşadıklarını anlamlandırdığı ve yeniden kurduğu temel anlatım alanıdır.
Uyku, yeme ve bedensel yakınmalar
Uzun süren uykuya dalma güçlükleri, sık kâbuslar, gece terörü, yeme alışkanlığında belirgin değişiklikler, tıbbi bir neden bulunamadığı hâlde tekrarlayan karın ya da baş ağrıları bazen kaygının bedensel ifadesi olabilir. Önce tıbbi nedenlerin değerlendirilmesi, ardından belirtilerin ortaya çıktığı duygusal bağlamın ele alınması gerekir.
Dikkat, öğrenme ve gelişim alanındaki güçlükler
Dil gelişiminde gecikme, kazanılmış becerilerin kaybı, göz teması ve karşılıklı ilişkide belirgin güçlükler, oyunun yaşıtlarına göre sınırlı kalması, dikkatini sürdürmekte yoğun zorlanma ya da okul performansında ani düşüş kapsamlı bir değerlendirmeyi gerektirebilir. Bu belirtiler bazen gelişimsel bir farklılığa, bazen duygusal bir zorlanmaya, bazen de her ikisinin birlikte etkisine bağlı olabilir.
Tekrarlayıcı ve kendini yatıştırmaya yönelik davranışlar
Saçla oynama, tırnak yeme, sallanma ya da bedenine dokunma gibi davranışlar çocukların kendilerini yatıştırma yollarından biri olabilir. Örneğin mastürbasyon, çocuklukta tek başına psikolojik bir bozukluğun ya da istismarın göstergesi değildir. Ancak davranış çocuğun oyununu ve günlük yaşamını engelliyor, yönlendirmeye rağmen durdurulamıyor, yaralanmaya yol açıyor, zorlama içeriyor ya da yaşına uygun olmayan cinsel bilgi ve davranışlarla birlikte görülüyorsa uzman değerlendirmesi gerekir.
Ne zaman beklemeden destek alınmalı?
Bazı durumlarda “Biraz daha büyüsün, geçer” demek yerine gecikmeden profesyonel destek almak önemlidir:
- Kazanılmış becerilerin kaybı: Çocuğun daha önce yapabildiği konuşma, iletişim, oyun, hareket ya da öz bakım becerilerinden birini kaybetmesi.
- Belirgin işlev kaybı: Uyku, beslenme, öğrenme, oyun, okul ya da ilişkilerde süreklilik gösteren ve günlük yaşamı belirgin biçimde bozan değişiklikler.
- Güvenlik riski: Çocuğun kendisine veya başkasına ciddi zarar vermesi; ölümden, ölmek istemekten ya da kendine zarar vermekten söz etmesi.
- Gerçeklikle bağın bozulması: Oyun ve hayal kurmadan farklı olarak, olmayan şeyleri gördüğünü veya sesler duyduğunu söylemesi; belirgin biçimde çevresinden kopması ya da çok olağandışı davranışlar göstermesi.
- İstismar ya da ihmal şüphesi: Çocuğun anlattıkları, oyunu, bedenindeki bulgular veya davranışındaki ani değişiklikler fiziksel, duygusal ya da cinsel istismar ihtimalini düşündürüyorsa.
Bir uzman görüşmesi ne sağlar?
Bir ruh sağlığı uzmanı ile görüşmek, çocuğa hemen bir tanı konulacağı veya uzun süreli bir terapiye başlanacağı anlamına gelmez. İlk amaç, çocuğun gelişimini ve ruhsal işleyişini bütünlüklü biçimde anlamaktır. Bu değerlendirmede çocuğun gelişim öyküsü, aile ilişkileri, okul yaşantısı, oyunları, güçlü yanları ve zorlandığı alanlar birlikte ele alınır.
Bazen birkaç ebeveyn görüşmesi ve evde yapılacak küçük düzenlemeler yeterli olabilir. Bazen çocuğun bireysel olarak desteklenmesi, okul ile iş birliği kurulması ya da çocuk ve ergen psikiyatristi, çocuk doktoru, dil ve konuşma terapisti veya özel eğitim uzmanı gibi farklı disiplinlerin değerlendirmeye katılması gerekebilir. Önemli olan, çocuğu tek bir belirtiye ya da etikete indirgemeyen; onun gelişimini, ilişkilerini ve içinde bulunduğu yaşam koşullarını birlikte düşünebilen bir yaklaşım kurmaktır.
Yardım istemek ebeveynlik yetersizliği değildir
Ebeveynler çocuklarını herkesten iyi tanırlar; yine de bazen çocuğun davranışının ne anlattığını tek başlarına anlamakta zorlanabilirler. Bu, yetersiz oldukları anlamına gelmez. Çünkü çocuğun sıkıntısı çoğu zaman ailede bir suçlu olduğunu değil, ailece düşünülmeye ve taşınmaya ihtiyaç duyan bir şey bulunduğunu gösterir.
Erken dönemde destek almak, sorunu büyütmek değil; çocuğun henüz esnek olan gelişimsel ve ruhsal kapasitesine zamanında eşlik etmektir. Bazen en önemli adım, çocuğu aceleyle “düzeltmeye” çalışmak yerine durup şu soruyu sorabilmektir: “Çocuğum bu davranışıyla bana ne anlatmaya çalışıyor?”
Berkay Dinç Çakır
Pedagog / Psikolojik Danışman
Kaynaklar
American Academy of Child and Adolescent Psychiatry – When to Seek Help for Your Child
CDC – Learn the Signs. Act Early.
American Academy of Pediatrics / HealthyChildren.org – Sexual Behaviors in Young Children