Eolo

Okul öncesi dönemde çocukların zorlanma, hata yapma ve hayal kırıklığıyla baş etmelerine nasıl yardımcı olabiliriz?

Kısaca

Dört-beş yaşındaki bir çocuğa olumlu düşünmeyi öğretmek, ona “Ben her şeyi yapabilirim” dedirtmek değildir. Asıl hedef; zorlandığında duygusunu fark etmesi, kendisini kötü ya da beceriksiz ilan etmeden yardım istemeyi, ara vermeyi ve yeniden denemeyi öğrenmesidir.

“Yapamıyorum!”: Bu cümlenin altında ne var?

Bir yapboz parçasını yerine koyamamak, ayakkabısını bağlayamamak, yaptığı kulenin yıkılması, oyunda sırasını beklemek ya da bir arkadaşının istediği gibi davranmaması… Yetişkinler için küçük görünen bu deneyimler, okul öncesi dönemdeki bir çocuk için oldukça büyük bir hayal kırıklığı yaratabilir.

Bu yaşlarda çocuklar yaşadıkları güçlükle kendileri hakkındaki düşüncelerini birbirinden ayırmakta zorlanabilir. “Bu yapboz zor” demek yerine “Ben yapamıyorum”; “Arkadaşım bugün benimle oynamadı” demek yerine “Kimse beni sevmiyor” diyebilirler. Duyguları yükseldiğinde düşünceleri de siyah-beyaz olabilir: Ya hemen olur ya da hiç olmayacaktır.

Çocuğun kendisiyle daha destekleyici konuşabilmesi önce yetişkinin onun duygusuna eşlik etmesiyle gelişir. Çocuk zamanla, ebeveyninden duyduğu sakin ve gerçekçi dili kendi iç sesi hâline getirir.

Olumlu düşünmek, çocuğu hemen neşelendirmek değildir

Çocuk ağladığında “Üzülme”, korktuğunda “Korkacak bir şey yok” ya da yapamadığında “Sen her şeyi yaparsın” demek çoğu zaman iyi niyetlidir. Ancak çocuk o anda yaşadığı duygunun görülmediğini hissedebilir. Üstelik gerçekten her şeyi yapamayacağını bildiği için bu sözler ona inandırıcı gelmeyebilir.

Okul öncesi dönemde destekleyici yaklaşım üç kısa adımdan oluşur: Önce duyguyu adlandırmak, sonra yaşanan güçlüğü küçük ve anlaşılır hâle getirmek, en sonunda çocuğa sınırlı seçenekler sunmak.

Örnek
Çocuğunuz yapbozu tamamlayamadığında “Ama çok kolay, biraz daha uğraş” demek yerine şöyle diyebilirsiniz: “Parçayı bulamayınca çok kızdın. Bu bölüm zor geldi. İstersen birlikte ilk parçayı arayalım ya da biraz ara verip sonra deneyelim.”

Ebeveynler nasıl yardımcı olabilir?

1. Önce duygusuna eşlik edin

Duygusu yoğun olan küçük bir çocuk uzun açıklamaları dinleyemez. Önce kısa bir cümleyle gördüğünüzü söyleyin: “Kulen yıkılınca çok kızdın”, “Arkadaşın oyuncağı vermeyince üzüldün” ya da “Yeni sınıfa girmek seni biraz korkuttu.” Duygunun adını duymak, çocuğun yaşadığını anlamlandırmasına ve sakinleşmesine yardım eder.

2. “Yapamıyorum”u “Henüz yapamadım”a yaklaştırın

Çocuğun sözünü hemen düzeltmeyin ve ona zorla olumlu cümle tekrarlatmayın. Kendi cümlenizle daha esnek bir düşünme biçimi modelleyin: “Şimdi zor geliyor”, “Henüz tek başına yapamadın”, “Öğrenirken birkaç kez denemek gerekebilir.” Buradaki “henüz” sözcüğü, başarı sözü vermeden gelişme ihtimaline yer açar.

3. Güçlüğü küçük ve yapılabilir bir adıma dönüştürün

Okul öncesi çocuklar “Bir daha dene” gibi genel bir yönerge yerine ne yapacaklarını gösteren somut bir adıma ihtiyaç duyar. Yapboz tamamlanmıyorsa önce köşe parçasını aramak, montun fermuarı kapanmıyorsa iki tarafı birlikte hizalamak, oyuna katılamıyorsa arkadaşına söyleyeceği tek bir cümleyi prova etmek daha yararlıdır.

Çocuğa iki seçenek sunabilirsiniz:

  • “İlk parçayı birlikte mi bulalım, yoksa önce sen mi denemek istersin?”
  • “Biraz ara mı verelim, yardım mı isteyelim?”
  • “Arkadaşına ‘Ben de oynayabilir miyim?’ demeyi birlikte mi deneyelim?”

Sınırlı seçenekler çocuğa kontrol duygusu verir; fakat onu yapamayacağı bir işi tek başına başarmaya zorlamaz.

4. Sonuçtan çok süreci görünür kılın

“Harikasın” ya da “Çok zekisin” gibi genel övgüler yerine çocuğun ne yaptığını tarif edin: “Parça uymayınca çevirip yeniden denedin”, “Sıranı beklemek zordu ama bekledin”, “Kızgınken benden yardım istedin.” Böylece çocuk yalnızca başardığı için değil, kullandığı yöntem ve gösterdiği çaba üzerinden kendisini tanımaya başlar.

5. Kendi zorlanmalarınızda ona model olun

Çocuklar yetişkinlerin kendileriyle nasıl konuştuğunu dikkatle izler. Bir şeyi düşürdüğünüzde “Ben ne kadar sakarım” yerine “Döküldü; şimdi temizleyebilirim”, yeni bir şeyi yapamadığınızda “Bir kez daha deneyeceğim” demeniz günlük hayatın içinde güçlü bir örnek oluşturur.

6. Sakin zamanda kısa cümleler seçin

Çocuğun çok öfkeli ya da üzgün olduğu an öğretme zamanı değildir. Sakinleştiğinde, bir sonraki zorlanmada kullanabileceği iki-üç kısa cümleyi birlikte seçebilirsiniz:

  • “Bu zor, yardım isteyebilirim.”
  • “Biraz ara verip yeniden deneyebilirim.”
  • “Hata yapınca öğrenebilirim.”
  • “Kızgınım ama vurmadan söyleyebilirim.”
  • “Arkadaşım şu an benimle oynamadı; başka birine sorabilirim.”

İşe yaramayan bazı iyi niyetli cümleler

Aşağıdaki cümleleri tamamen yasaklamak gerekmez; önemli olan çocuğun yaşantısını nasıl etkilediğini fark etmektir:

  • “Bunda ağlayacak ne var?” — Duyguyu küçültebilir.
  • “Sen her şeyi yaparsın.” — Gerçekçi gelmeyebilir ve başarı baskısı yaratabilir.
  • “Bak arkadaşın yapıyor.” — Çocuğu karşılaştırır; utanç ve yetersizlik duygusunu artırabilir.
  • “Bir şey yok, geçti.” — Çocuğun bedensel ya da duygusal deneyimini yok sayabilir.
  • “Hadi, güzel düşün.” — Çocuk henüz sakinleşmemişken ne yapması gerektiğini anlatmaz.

Evde oynayabileceğiniz küçük bir oyun: Yardımcı Cümleler Sepeti

Birlikte küçük kâğıtlara çocuğun anlayabileceği destekleyici cümleler yazın ve bir kutuya koyun. Çocuğunuz zorlandığında kutudan bir cümle seçin. Okuma bilmiyorsa her cümle için basit bir resim çizebilirsiniz: yardım isteyen bir el, mola veren bir kaplumbağa, yeniden deneyen bir çocuk gibi.

Bu etkinliğin amacı çocuğa ezberletmek değil, ihtiyaç duyduğunda kullanabileceği bir dil sunmaktır. Bazen cümleyi siz söyleyin; bazen çocuğun kendi sözünü bulmasına izin verin. Oyun ne kadar doğal ve kısa olursa günlük hayata taşınması o kadar kolay olur.

Ne zaman destek almak gerekir?

Okul öncesi çocukların zaman zaman “Yapamıyorum”, “Beni kimse sevmiyor” ya da “Ben kötüyüm” demesi tek başına bir sorun olduğu anlamına gelmez. Ancak bu ifadeler sıklaşıyor, çocuk oyunlardan kaçınıyor, yeni şeyleri denemeyi bırakıyor, ayrılma ve okula gitme güçlüğü yaşıyor, uyku ve iştahı belirgin biçimde değişiyor ya da öfkesi günlük yaşamı yoğun biçimde etkiliyorsa bir uzmandan değerlendirme almak yararlı olabilir.

Son söz

Okul öncesi dönemde çocuğun iç sesi, büyük ölçüde yakınındaki yetişkinlerden duyduğu cümlelerle şekillenir. Çocuğa her şeyin kolay olduğunu söylemek zorunda değiliz. “Bu zor oldu; yanındayım. Yardım isteyebilir, ara verebilir ve hazır olduğunda yeniden deneyebilirsin” mesajını vermemiz yeterlidir. Zamanla bu sakin ve destekleyici ses, çocuğun kendi içinden de gelmeye başlar.

Berkay Dinç Çakır

Pedagog • Psikolojik Danışman

Sepet